Radyoloji

Damar içi (vasküler) girişimsel radyolojik işlemler

Vasküler yöntemler hem arter (atardamar) hem de ven (toplardamar) ile ilgili girişimleri içermektedir. Genel olarak kalbin atardamar ve toplardamarları (koroner arter ve venler) hariç vücuttaki bütün damarları ilgilendiren hastalıklar bu yöntemlerle tedavi edilebilmektedir.

Vasküler girişimsel işlemler, anjiografi eşliğinde kalp dışındaki tüm vücut bölgelerindeki hem arter (atardamar) hem de ven (toplardamar) hastalıklarına yönelik uygulanan işlemlerdir. Beyin, boyun, böbrek, karaciğer, mide, bağırsak, rahim, prostat, kol, bacak gibi pek çok organa yönelik tanısal veya tedavi amaçlı anjiyografik işlemler yapılabilir.

Hastanemiz Radyoloji Bölümü Anjiografi Ünitesi’nde gerçekleştirilen başlıca anjiografik işlemler:

1. Tanısal anjiografi: Bu yöntem ile çoğunlukla kasıktan damara girerek vücutta istenilen arter veya vene ulaşılır ve kontrast madde vererek görüntülenir. Böylece damar hastalığının ne olduğu ortaya konur.

2. Balon anjiyoplasti/stentleme: Damardaki darlıkların veya tıkanıklıkların balon yardımıyla genişletilmesi yöntemine ‘balon anjiyoplasti’ adı verilir. Darlık veya tıkanıklıklar balon anjiyoplastiye ilaveten veya yalnızca stentleme (metal kafes) yöntemi ile de tedavi edilebilir. Hangi tedavi yönteminin seçileceği darlık/tıkanıklığın özelliklerine ve bulunduğu damara göre değişir. Balon anjiyoplasti ve stentleme yöntemleri ile beyin, kol, bacak, böbrek, bağırsak gibi birçok bölge ve organdaki damarların darlık/tıkanıklarının tedavisi mümkün olmaktadır.

3. Tromboliz ve trombektomi: Arter veya ven içerisindeki pıhtıya damar içerisinden ulaşarak ilaç yardımıyla eritilmesi işlemine ‘tromboliz’, bir takım cihazlar yardımıyla dışarı çıkarılması işlemine de ‘trombektomi’ denir. Tromboliz ve trombektomi işlemleri sayesinde organların kanlanması yeniden sağlanarak hasarın azalması ve fonksiyonlarının korunması amaçlanır. Beyin ve bağırsak damarlarının veya portal venin (karaciğerin büyük damarı) pıhtı ile tıkanmasında bu tedaviler hayat kurtarıcı olabilir.

4. Fistül tedavileri, diyaliz kateteri ve kemoterapi portu yerleştirilmesi: Diyaliz gereken durumlarda geçici veya kalıcı diyaliz kateteri venöz sisteme yerleştirilebilir. Diyaliz fistülü bulunan hastalarda fistülün darlık/tıkanıklıklarında anjiyografik tedaviler uygulanarak açıklık yeniden sağlanabilir. Kemoterapi uygulanacak hastalarda kemoterapi portu, görüntüleme yöntemleri eşliğinde yerleştirilebilir.

5. Vena kava filtresi yerleştirilmesi: Bacakların derin venlerinde oluşan pıhtının koparak pulmoner arterlere (akciğerin atardamarları) gidip tıkaması (pulmoner emboli) hayati tehlikeye neden olabilmektedir. Pulmoner emboli riski olan hastalarda vena kava inferiora (vücudun ana toplardamarı) filtre (şemsiye) yerleştirilir. Filtre kan akışına müsaade ederken pıhtıları yakalayarak akciğere gitmesini engeller.

6. Embolizasyon: Embolizasyon işlemi, normal olmayan damarlanmayı damar içerinden ulaşarak tıkama işlemidir.

7. Anevrizma tedavisi: Damardaki anevrizmaların (baloncuk) damar içerisinden tıkanması işlemi ‘anevrizma tedavisi’ olarak adlandırılır. Bu işlem değişik tıkayıcı malzemelerle yapılabilmektedir. Bu sayede cerrahi işlemler uygulanmadan anevrizmaların tedavisi mümkün olmaktadır.

8. Vasküler malformasyon ve hemanjiom tedavisi: Doğuştan varolan veya travma ve cerrahi işlemler gibi değişik nedenlerden sonra oluşan damar yumakları, damar içi veya dışı yöntemlerle, çoğunlukla birkaç seansta tedavi edilebilmektedir.

9. Arteriovenöz fistül tedavileri: Atardamar ile toplardamar arasında oluşan istenmeyen kısayollar (fistül) önemli dolaşım ve beslenme bozukluklarına neden olabilmektedir. Arteriovenöz fistülleri özel tıkayıcı maddeler kullanılarak tedavi edebilmektedir.

10. Tümör embolizasyonu: Vücudun birçok bölgesindeki iyi huylu veya kötü huylu tümörler anjiyografik olarak tedavi edilebilir. Kitleyi besleyen atardamara ulaşılarak bir takım özel malzemeler ile tıkama uygulanır ve kitlenin küçülmesi/kaybolması sağlanır.

11. Transarteriyel kemoembolizasyon (TAKE): Bu işlem özellikle karaciğer tümörlerinde ve metastazlarında sık olarak uygulanmaktadır. Damar tıkayıcı mikropartiküller üzerine kemoterapi ilacı yüklenmesi ile oluşan karışım tümörü besleyen atardamara verilir. Bu şekilde tümörün arteri tıkanarak beslenmesi engellenir ve tümöre etkin lokal kemoterapi uygulanmış olur. Lokal kemoterapi olduğu için de kemoterapiye bağlı yan etkiler azalmıştır.

12. Transarteriyel radyoembolizasyon (TARE): Karaciğerin primer tümörlerinin ve metastazlarının tedavisinde, mikropartiküller üzerine yüklenen radyoaktif maddenin (yttrium 90) tümörün bulunduğu bölgeye damar içerisinden verilmesi şeklinde uygulanmaktadır. Radyoaktif maddenin radyoterapi etkisi ile tümörün küçülmesi sağlanmaktadır.

13. Miyom embolizasyonu: Rahimde oluşan miyomlar, damar içerisinden miyomu besleyen rahim atardamarına ulaşılarak tıkama işlemiyle tedavi edilmektedir. İşlem sonucunda besleyici arteri tıkanan miyomun küçüldüğü, ağrı ve kanama gibi şikayetlerin azaldığı veya kaybolduğu görülür.

14. Prostat embolizasyonu: Prostat büyümesine bağlı şikayetleri bulunan hastalarda prostatı besleyen arterlere ulaşılarak tıkama (embolizasyon) işlemi yapılmaktadır. Bu tedavi ile prostat küçülmekte, hastanın şikayetleri azalmakta veya kaybolmaktadır.

15. Kanamalara yönelik embolizasyon: Bu işlem vücudun değişik bölge ve organlarından kaynaklanan kanamaların durdurulması amacı ile uygulanmaktadır. Kanama nedeni, değişik hastalıklara bağlı kanamalar olabileceği gibi, travma ve cerrahi işlemlere bağlı da olabilir. Akciğer kaynaklı (hemoptizi), mide ve bağırsak sistemi kaynaklı (hematemez, melena) ve böbrek kaynaklı kanamalar ile daha sık karşılaşılmaktadır. Kanayan damara anjiyografik olarak ulaşılarak tıkama işlemi yapılır.

16. Cerrahi işlem öncesi embolizasyon: Damarsal yapısı çok olan (çok kanlanan) kitlelerin ameliyatı öncesinde, çıkarılacak kitlenin atardamarı anjiyografik olarak tıkanır. Böylelikle ameliyatta oluşacak kan kaybı azalmakta, cerrahi başarı artmakta, operasyon riski ise azalmaktadır.

17. Pelvik konjesyon sendromu: Pelvik konjesyon (toplardamar içinde kan birikmesi, varisler) sendromunda toplardamar yetersizliğine bağlı olarak pelvik bölgede varisler oluşur. Bu hastalık pelviste (alt karın bölgesi) kronik ağrıya neden olmaktadır. Bu venler anjiyografik olarak tıkayıcı maddeler ile kapatılarak tedavi edilebilir.

18. Varikosel embolizasyonu: Varikosel, erkek yumurtalıklarından çıkan toplardamardaki anormal genişlemelerdir. Varikosel embolizasyonu ise bu genişlemiş damarların tıkanması işlemidir.

19. Venöz kan örneklemesi: Hipofiz, pankreas ve böbreküstü bezi gibi hormon salgılayan organlarda diğer görüntüleme yöntemleri ile yeri saptanamayan tümörlerin belirlenebilmesi için organın toplardamarından kan örnekleri alınmaktadır.

Hastanemizde yapılan nonvasküler girişimsel radyolojik işlemler:

1. Biyopsi (istenilen dokudan parça ya da hücre alınması): Ultrasonografi, tomografi ya da MR incelemeleri ile tanı konulamayan hastalarda, hastalıklı organ içerisine görüntüleme yöntemleri kullanılarak iğne ile girilir, parça yada hücre alınarak hastalığın tanısı ya da şiddeti anlaşılır. Tümör şüphesi olan hastalarda ya da karaciğer, böbrek, pankreas ya da akciğer gibi organlardaki hastalığın tipinin ya da şiddetinin belirlenmesinde kesin tanıya ulaşılmasını sağlar. Genellikle ultrason cihazı bazen de bilgisayarlı tomografi cihazı kullanılarak, ciltte kesi yapmadan hastalıklı bölgeye ulaşılır ve gerekli parça alınır. Biyopsi yapılabilen organlar tiroit bezi, boyundaki büyümüş ya da kanser şüphesi olan lenf nodları, karaciğer, böbrek, pankreas, prostat ve batın içi kitlelerdir.

2. Apse ya da vücuttaki sıvı birikimlerinin iğne ile girilerek boşaltılması: Vücudun herhangi bir yerinde oluşan apse (iltihap), sıvı birikimi ya da kistlerin, ameliyata bağlı kanamaların yine ultrasonografi ya da tomografi bazen de anjiyografi cihazı yardımıyla iğne ile girilerek kateter (ince plastik hortum) yerleştirilerek boşaltılması işlemidir.

3. Perkütan kist drenaj ve tedavileri: Karaciğer, böbrek, pankreas, meme gibi organlarda ya da vücudun herhangi bir boşluğundaki kistlerin (içi sıvı dolu baloncuk) ya da parazitler nedeniyle oluşan kistlerin ameliyatsız tedavileri (kedi ve köpeklerden ya da iyi yıkanmamış yeşil sebzelerden bulaşan “Kist Hidatik” denilen hastalık sonucu oluşan kistler) yapılabilir. Kistler karaciğerde, böbreklerde ya da karın içi herhangi bir organda olabilir.

4. Perkütan safra yolu ve safra kesesi drenajları (Safra yolları tıkanmalarında safranın vücut dışına alınması): Taş ya da tümör nedeniyle safra yolları tıkandığında, sarılık denilen hastalık meydana gelir. Ultrasonografi ya da anjiyografi cihazı kullanılarak safra yolları içerisine ciltte kesi yapmadan iğne ile girilir, kılavuz tel yardımıyla kateter yerleştirilerek safranın bağırsak içerisine ya da vücut dışına

alınarak hastanın sarılığının düzelmesi sağlanır. Tümöre bağlı tıkanıklıklarda safra yolları “stent” denilen metalik kafesler yerleştirilir ve safranın ince bağırsağa akması sağlanır, hastanın sarılığı tedavi edilir. Daralmış safra yolları bazen balon ile genişletilebilir. Ameliyata alınamayacak safra kesesi iltihabı olan hastalarda safra kesesi içerisindeki yoğunlaşmış ve iltihaplı safranın, kese içerisine yerleştirilen kateter ile boşaltılabilir.

5. Nefrostomi: İdrar yollarında taş, kitle, doğuştan daralma ya da tıkanıklık varsa idrarın vücut dışına alınması, böbrek fonksiyonlarının bozulmasını engellemek için çok önemlidir. Böbrek içerisine ya da idrar yollarına genellikle ultrasonografi yardımıyla girilir ve kateter yerleştirilerek idrarın vücut dışına akması sağlanır.

6. Antegrad DJ kateter yerleştirimi: İdrar yollarında doğuştan ya da kitle nedeniyle sonradan gelişen darlıklar olabilir. Bu durumda idrar yolu içerisine ultrasonografi ve anjiyografi cihazı yardımıyla iki tarafı kıvrılmış ve hareket etmesi engellenmiş ince hortum (double-J stent) yerleştirilir ve idrarın mesane içerisine akması sağlanır.

7. Gastrostomi (Mideye kateter yerleştirilmesi): Ağızdan yiyecek alamayan hastalarda ultrasonografi yardımıyla iğne ile girilerek mideye beslenme kateteri yerleştirilmesi.

8. Ganglion blokajları: Kanser hastalarında ilaç ile giderilemeyen ağrılar olabilir. Bu durumda çölyak ganglion gibi ağrı merkezleri ilaçlar yardımıyla etkisiz hale getirilebilir. Hastanın hissettiği ağrı ve kullanılacak ağrı kesici ilaç azaltılmış olur.

9. Ablasyon tedavileri (Tümörlerin iğne ile yakılması ya da dondurulması): Kanserli hastalarda tümörler, RF (radyofrekans) ya da mikrodalga uygulamaları ile yakılarak veya kriyoablasyon yöntemiyle dondurularak tedavi edilebilir. Bu işlem karaciğer ve akciğerin primer (kendine ait) ve sekonder (başka bölgedeki tümörün yayılımı) tümörleri ile böbrek tümörlerinde, bazı kemik tümörlerinde ve tiroit bezindeki nodüllerde uygulanabilir.

10. Tümör işaretlemeleri: Ameliyat öncesi, kemoterapi ya da ışın tedavisi alacak hastalarda tümör dokusu içerisine cerraha yol göstermesi amacıyla metalik, radyoaktif ya da boya maddeleri iğne ile yerleştirilebilir. Meme kanseri olan hastalarda başarıyla uygulanmaktadır.

Telefon: 0.342.211 50 00 (5492 - 5493)

Randevu: 0.850.811 87 65
 
e – randevu: www.sankotip.com


Güncelleme Tarihi: 10/12/2021 8:23:10 AM